8 Ocak 2014 Çarşamba

BİRAZ DÜŞ BİRAZ GERÇEK


Vurdum kendimi  yollara

Cebimde azıcık bir telaşla

Üstümde Yırtık bir zamanla

Yürüdüm yürüdüm

Bir yandım,bir söndüm

Bir oraya bir buraya döndüm

Yürüdüm yürüdüm

Bir gençleştim bir yaşlandım

Vapura bindim

Bir üşüdüm bir titredim

Sonra

Kar yağdı

Güneş açtı

Martılara daldım

Uçtum sonra birden çakıldım

İndim

Yürüdüm yürüdüm

Mezarlık gibiydi o an

Bir öldüm bir dirildim

İrkildim kendime geldim

İçeri  girdim

Önce kendimi meze ettim

Üstüne bir içtim,bir içtim

Keyiflendim,keyiflendim

Bir sevindim bir üzüldüm

İnce bir sesle çalmaya başladı o şarkı

Niye dedim lan

Aklıma geldin bir   an

Bir ağladım bir güldüm

Dışarı çıktım

Yürüdüm yürüdüm

Yolu şaşırdım

Çamura battım

Yol kenarındaki sularda ıslandım

Eve vardım

Yatağıma uzandım

Yatım

Bir düşe bir gerçeğe uyandım…

7 Ocak 2014 Salı

HİÇ METİN OLMADIK

Çocukluğumuza denk gelen dönemler. Sevinç,umut, matem ve hüzün taşıyan yıllar.

Bol İbo Show’lu , delice futbol tutkulu ve o kadar faili meçhuldü ki, sonradan anlayacaktık ki,  çocukluğumuz  bile kim vurduya getirilmişti.

Gazi olaylarının dumanı  daha üstündeyken, çöp konteynırlarının  önünde öyle tekmelemişti ki polisler bizi sancısı bugün bile vuruyor.  Öyle taramışlardı ki çoğu ilk kurşunda ayrılmıştı aramızdan. Kurşunların ve kanın arasında birileri o anları fotoğraflıyordu. Dumanlı ve sisli yıllardı gerçekten de. Doğal gazın olmadığı  bol karbonmonoksitli  ve okul yolunun hep sisli, görüş açısının hep az olduğu ve erken ölümlerin bir o kadar çok olduğu dönemlerdi.

Hep yağmurlu günler olarak hatırladığımız aslında yağmur yağmayan ama matemin den öyle bir ıslanmışız ki biz hep o günleri yağmurlu hatırlayacağız.

Metin Göktepe’nin katledilişinin 18’nci yılındayız ,onun objektiflerine yakalanmayan 18 yıl belki yaşasaydı hiç tanımayacaktık  kim bilir.Genç bir ömür kalmıştı arkasında  Can Dündar’ın dediği gibi


“Soruyor bir işaret fişeği
Biz ölerek mi yaşamayı öğreneceğiz hala…”




Dönemin iç işleri bakanı duvardan düştüğü için öldüğünü söylemişti sonra tükürdüğünü yalamıştı  ama  değişende bir şey olmamıştı gerçi sandalyeden düşüp öldüğünü söyleyenlerde olmuştu mahkemesi şehirden şehre taşındı  ülkemizde adalet yine tecelli  etmişti , onu katleden  polisler  yaptıkları üstün hizmetten  dolayı devamlı ödüllendirildi ve bu onur ve gururu hep apoletlerinde  taşıdılar geriye Fadime ananın ağıtları kaldı .Sonuç olarak Metinin ölümüne neden olan sarı basın kartı  onu öldürenlere sarı kart olarak yansımadı .Yaşasaydı  gazide tekmelenip öldü diye çöp kenarına bırakılan  ve   şans eseri kurtulan  Özlem’e yaptığı evlilik teklifinin olurunu alacaktı kim bilir hayat.Özlem sadece o kanlı görüntüleriyle objektifinde kaldı.


O hep yirmi sekiz yaşında kalmayı başarmışken  biz otuzbirimiden gün almaya başladık ,o hep gençken biz yaşlanmaya devam ediyoruz.


Şimdi dönüp baktığımızda  bizim dönemlerin hepsi faili meçhul ve hep sisli  dün Metin bugün Ali İsmail ,Ethem,Ferit  hep genç ölümlerle  büyüttüğümüz ömrümüz  buna ne kadar devam edecek  değişmeyen sadece anaların ağıtları ve gözyaşlarımı olacak ve bu oyunu hep kötüler mi kazanacak .




Hiç Metin olmasak ta seni onur,gurur ve saygıyla anıyoruz…