30 Mayıs 2015 Cumartesi

Gece ile gündüz arasında yaşıyorum
Herkesin terk ettiği zamanda
Hurdaya çıkıyorum, bulduklarımı topluyorum
Ayrı ayrı istifliyorum
Rakı, meze fiyatına satıyorum
Hiç kimsenin bilmediği bir tarihte yaşıyorum
Köpeklerim zamanın sonsuzluğundan havlar
Eskimek gibi bir derdim yok
Yenilenmek gibi bir çabamda
Hayatı çoktan tırmaladım ve yırttım
Ömrümün çeşitli evrelerinde kendimi sınadım
Cesaretle, korkaklık arasında gidip geldim
Bazen cesaretim beni bile öldürebilirdi
O kaçıncı bendeki bendi;
Kılıcı ne kadar keskindi!
Her korkunun içine dalar, alayına hançerini sallar!
Ve öyle korkardım ki!
Yorganımın altında bile ölü numarasına yatabilirdim
O kaçıncı bendeki bendi;
O kadar ürkek , o kadar ödlek!
Taze bir bahar ayında bütün aşklarımı topladım
Üstüne benzin döküp yaktım
Küllerini şişeme doldurdum
Yağmurlu, matemli bir sonbahar günü
Üşümüştüm, tüm şiirlerimi sobada tutuşturdum
Küllerini şişeme doldurdum
Benden bir şey kalmamıştı geriye
Küllerimden başka
Durmamın ve geriye bakmamın bir izahı yoktu
Bir daha çocuk olamayacak kadar yaşlıydım
Veya bir daha sevemeyecek kadar,  uzaktım
Artık yelkovan ve akrebin yerini değiştirsem de
En zor Matematik denklemini de çözsem
Yalanlar içinde doğruyu aramanın bir anlamı yoktu
O doğru, yalanın kendisiydi
Artık başka bir zamana taşınmıştım
Dipte kalmış enkazlardan
Hurda çıkarıyordum 

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Seni düzgün cümlelerle anlatamazdım
Öznesi, yüklemi birbirine girmiş
Salya, sümük bir gülüştün işte

23 Mayıs 2015 Cumartesi

Ne kalır elde
Uçurtmanı rüzgara kaptırdığında
Rüzgarlarda dans eden o
Göden kaybolana kadar, arkadan bakan sen

9 Mayıs 2015 Cumartesi

SÜRGÜN ZAMANI

Dil kenarı
Sürgün zamanı
Kaygılı bebeklerin ağlayışı
İki göğsünde emzirir
Emanet aldığı acıları
Giderler
Arkalarında silahlı jandarmalar
Önlerinde tanımadığı yabancı yollar
Giderler
Saçları ağlayan  kadınlar
Kundaktaki bebeler
Yalın ayak yetimler
Yorgun ve fukara zamanlar
Köklerinden  uzağa düşer tohumlar
Giderler
Hiç biri bilmez
Çoğu buraya bir daha gelmez
Bir tek ölüler kalır geriye
Kokusu yayılır ait oldukları yere
Bir tek ölüler kalır geriye
Zamanın tanığıdır gidenler
Zamanın sanığıdır götürenler

8 Mayıs 2015 Cuma

Yağmur yağar
Şehir birbirine girer
Suratlar asılır
Gülüşler ağlaşır
Gittiğiniz yere
Ölüm haberleri
Senden önce ulaşır
Ve böyle havalarda 
Herkes matem taşır