14 Aralık 2023 Perşembe

 Dilsizdir kara

Alnında bir yara

Tırnakla

Kanayıp dur kara

İçinde bir acı

Yoktur ilacı

Bitmez kara bu sancı

Kıvran dur bakalım

Köpek tutmuş elini

Sıkıp dur dişini

Isıramıyorsun

Havlaman boşuna

Kara

dellenme boşuna

Saplandın şu çamura

Kabahati kendinde ara



12 Temmuz 2021 Pazartesi

Sokak lambası titrer

Bu şenlik burada biter

Dibinde yanlızlıklar

Bir söğüt ağacı ağlar


Zamansız çekip gittiler

Halaydan birbir eksildiler

Dibinde hatıralar

Bir söğüt ağacı ağlar


Bir söğüt ağacı ağlar

Yaşlı dalları eski aşkları mırıldar

Dibinde mısralar

Bir söğüt ağacı ağlar

 Sarı bir yaz günü

Köy evimizin odası

Pencerede gökyüzü ve güneş

Ben uzanmışım hatıralarımın üzerine

Dadanmışım eski bir türküye

Bir arı vızıldayıp duruyor

Sonra arı bana fısıldıyor

Tarih kaybolmuş

Zaman durmuş

Her şey boşmuş

Yattığım yatakta kimse yokmuş

23 Mayıs 2021 Pazar

 Soğukta titreyen

Karda üşüyen

Saçlarına acılar düşen

Geride kalansın sen

Bir başına yürüyen


Maziler düşer yoluna

Eski aşklar girer koluna

O öpüşler kanar dudağında

Geride kalansın sen

Koşman boşuna


Ah çektirirsin zamana

Çok kanadı sarman boşuna

Can çekişiyorsun be budala

Geride kalansın sen

Yorulman boşuna

24 Temmuz 2020 Cuma

Kar, fırtına, tipi vurdu
Hep yağdı, yollarıma doldu
Bitmeyen kışım oldu
Yüreğimde üşüyen aşk

İslendi bütün benliğim
Karaları ben giyerim
Bir yudum su değilidim
Deryaya akıp gideyim

Ateş oldun, köz oldun
Yüreğimde yandın durdun
Bir bilinmeze savurdun
Yüreğimde yanan aşk

O izlere kan bulaştı
Topraklar da doldu taştı
Hepsi bir gize karıştı
Gerçeğin kapısı kapalı

28 Mayıs 2020 Perşembe


Toprak besler
Yağmur içer
Gül dalına bülbüller konmaz göçer
Bende bilirim ki
Bu bahar o bahar değil
Tomurcuklansa da sevdalar
Geliyor Karalar giymiş bir bahar

Salgınlar ölümler eker
Zalimler zulmünü diker                                              
mazlumlar o baharı bekler
Bende bilirim ki
Bu bahar o bahar değil
Yeşillense de ovalar dağlar
Geliyor Ölü saklayan tabutlar
Yükseliyor feryat figan ağıtlar

6 Mayıs 2020 Çarşamba


Bir dudağı öpmemişti dişleri
Kederli bir ağıttır artık kendisi
Bir gün kül rengine büründü
Bütün sayfaları karalayıp gitti



4 Nisan 2020 Cumartesi

devran


Bu devranı döndüre döndüre
Her acıdan giydirdin
Bedenimize uymasa bile
Hep bir telaş
Hep bir karmaşa
Kah ölür
Kah diriliriz zamanda
Her dertten yedire yedire
Obur ettin, şişirdin be
Bugün yarın biter diye
Yorulduk
Yaşladındık işte

geçer be


Geçmez diyorumya bu günler
Geçer gülüm geçer
Neler geçti
Neler gitti
Neler bitti
Bazıların izi
Bazılarını sözü
Bazılarının türküsü
bazılarını tabudu
Bazılarının gülü kaldı
Geçmez diyorumya bu günler
Geçer yavrucağım geçer
Neler geçmedi ki
Çocukluğumdaki dağlar
Çiçeklenen dallar
Öptüğümüz dudaklar
sarıldığımz dostlar
döktüğümüz yaşlar
içtiğimiz rakılar
Geçmez diyorumya bu günler
Geçer canımın içi geçer
işsiz günlerim
parasız ceplerim
kanser tedavilerim
geçmez diyorumya bu günler
geçer canım ciğerim
bu salgınlar
bu yangınlar
bu savaşlar
bu karalar
bu yaralar
yine geçer
tomurcuk olur
bahar açarız
dert olur
kara çalarız
yine ölür
yine doğarız

17 Ocak 2020 Cuma

Ne çok geçmiştim senin oralarda Yağmurlu ve karlı havalarda Eskimiş, yırtık ayakkabılarımla Hala üşüyor, ıslak ayaklarım
Yırtık ayakkabılarım Senin oralarda...

15 Ocak 2019 Salı

öpüştüğümüz kentlerin sıcağına
kar yağıyor şimdi lapa lapa
bütün panayır alanları dağılmış
kent, bildiğin  mezar taşı
bu yolda yürüyüp, titrerken
bütün sevdiklerimin kışında üşürken
buz tutsun ki kalbim
sana gelen bütün yollarım kapalı

15 Aralık 2017 Cuma

O şiir yazardı
Şiir ona yazılmazdı
Şiir gibi de yaşamazı
Şiire sorsan ondan şair olmazdı
Sözcükler birbiriyle konuşmazdı
Mısralar birbirine uğramazdı
Kime yazıldığı şiiri bağlamazdı
Şair gibi de yaşamazdı
Ona kalsa bu şiiri kimse yazmazdı
Gelir geçer günler
Günün içindeki güzellikler
Nerede o güzellikler
Neden bu hüzünler
Günler gelir geçer
Günün içindeki sevgiler
Nerede o sevgiler
Neden bu kederler
Günler gelir geçer
Düşler uçar
Kuşlar göçer
Sevgiler ayrılık içer
Mevsimler sarhoş geçer
Yağmur yağar
Kar ıslanır
Her şey geçer
Hep geçer
Ve biter

28 Eylül 2017 Perşembe

Acılar öyle bir anda kapını çalıyor ki!
Yeni uyanmışsın
Güneş yüzünü okşarken
Biraz mutluluk düşünürken
Bir şarkıya dalmışken
Sevgilinin dudağından öperken
Bir kâğıda şiir yazarken
Bir kitabı yarılarken
Acılar öyle bir anda kapını çalıyor ki!
Sonra yüreğin acıyor
Dudakların bükülüyor
Gözlerinden yaş bile gelmiyor
Her yer üşüyor
Ve yağmur yağıyor.

25 Mart 2017 Cumartesi

Yağmur yağıyor
Yüreğim üşüyor
Bir ömür daha
Sırılsıklam çekip gidiyor
Toprağı bol olsun diyor
Olsun da kim ölüyor
Ölüm ona yakışmıyor
Yağmur ağlıyor
İçim kanıyor







13 Ocak 2017 Cuma

Deli deli yağıyor kar
Sobamız yanmaz
Sobamız tüter
Yine bir kış günü
elimiz üşür, yüreğimiz titrer
yine isleniyor
soğuk giymiş düşler

9 Ocak 2017 Pazartesi

Son hastalığımda:
Saçlarım
kaşlarım
bıyıklarım döküldü
Sesim bile değişti güzelim
Sen artık tanırsa beni
yüreğimden tanırsın


16 Nisan 2016 Cumartesi

Uyak mı, kafiye mi?
Umurumda değil!
Şiiri, şiir yapan sensin!
Seni buldum mu o mısralarda
İşte o mısraları
Keser keser, yüreğimde biriktiririm



5 Şubat 2016 Cuma

Denizlerin Dalgası

Irkçılığın, faşizmin insanların paçalardan aktığı bir ülkede, bol bol kardeşlik vurgusu yapılır. Bir ülke yurttaşlarını bir arada tutan değerler insani değerler olmalı. Herkes bireydir, hiç kimse, kimseden üstün değildir. Bunu önce bireyler birbirine hissettirecek ve devleti yönetenlerden bunu talep edecek. Kardeşlik mesajlarına sığınanların bilmesi gereken en önemli şey de; tüm dünya insanları kardeştir, kurdu, kuşu, karıncası, güneşi, deresi hepsi kardeştir. Türk, Kürt kardeşte diğerleri kalleş mi? Kardeşlik değil, insanlık denilmeli.

Çözüm sürecinde ve geride bıraktığımız zamanda gördük ki her yerden kirli siyaset akıyor. Taraflar o kadar kirli politikaları içinde barındırıyor ki, işleri kendi menfaatleri doğrultusunda yürütmek için her türlü kötülüğü yapacak potansiyelde. Dümeni ele geçirmiş yani karar mekanizmalarında bulunan bu kirli insanların yarattığı sistem bir ülkenin kaderini belirliyor. Önemli olana halkların yarattığı değerlerdir. Bu ülkenin halkları öncelikle bu kirli tezgahı bozmalı. Bu kirli sistemleri yok etmeli. Bunun temel ilkesi de bütün kimlikleri bir kenara bırakıp insan ve insani değerlere sığınmaktır. Herkesin yaşama hakkı olduğunu, kimsenin silah, mermi, bomba gibi kirli araçlarla ölmememsin gerektiğin bilinmesidir. Buna sebep olan nedenleri ortadan kaldırmaktır. Gerçek yurttaş, gerçek kardeş bu bilince ulaşana kimsedir.

Bir futbolcu olan Deniz Naki, düşüncelerinden dolayı 12 maç ceza almış. Bu kişinin düşüncelerine katılmayabilirsiniz, düşüncelerini hiç benimsemeyebilirsiniz ama düşüncelerinden dolayı bir futbolcuya 12 maç ceza vermek nedir?  Bur da olay “üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek” öyle bir ortam yaratalım ki insanlar hiç bir ortamda düşüncelerini söylemesin, düşüncelerden korksun ve düşünmesin. Her ortamda kendimizi hissettirelim. Ülkeyi şu an yönetenlerin yaratmaya yarattığı algıda bu. Her yere, her kuruma hakim olmak isteyen ve bunu büyük ölçüde başaran bu yönetim anlayışı federasyonları da ele geçirmiş. Futbol federasyonu; ülkenin başındakilerine yaranmak için, bak bizde burada insanları cezalandırıyoruz, diyor. Hani okuldaki serseri guruba katılabilmek için masun bir öğrenciyi tutup onu dövüp, o guruba katılıp onların gücünden faydalanmaya benziyor bu durum. Kendi yarattığınız tv kanlarında “Keşke Olmasaydı” isimli belgeseller yayımlıyordunuz; Deniz Gezmiş, Uğur Mumcu, Ahmet Kaya gibi düşüncelerinden dolayı katledilmiş veya zulme uğramış insanları konu alıyordunuz. Ne oldu da o günlerdeki demokratik duruşunuza. Çünkü siz ve pazarlık yaptığınız karşı tarafta kirliydi. Ülke halklarının mutluğu ve huzuru için değil kendi menfaat ve rantlarınızın peşindeydiniz her zaman. Barışı savunanların değil, “oluk oluk kan akıtalım” diyenlerin zihniyeti sizi cezp ediyor. 12 kere top oynamasa ne olacak Deniz Naki; düşüncelerinden dolayı şu an tutuklu olan insanların yanında, düşünceleri uğrunda sürgüne gönderilen insanların yanında, düşüncelerinden dolayı öldürülen insanların yanında. Ama ceza önemli değil, önemli olan vermek istediği mesaj ve içinde barındırdığı derinlik. Bu tip cezalarla insanları kutuplaştırıp öteki kesimler yaratılmaya çalışıyor.

·         “Babanın şehvetle kızını öpmesi ya da şehvetle ona sarılmasının nikâha bir etkisi yoktur” ve “Babanın kızını kalın elbiselerden tutarak ya da vücuduna bakıp düşünerek, şehvet duyması, bu tür bir haramlık oluşturmaz. Ayrıca kızın, 9 yaşından büyük olması gerekir” 
·         “Cem evleri kırmızıçizgimizdir” 
Diyen Din İşleri Başkanlığına kimse ceza vermiyor.
·         Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun. Yıllar yılı içeride olan vatandaş, içlerinde kaçak olanlar vardı"
Diyen zamanın Başbakanı şimdinin Cumhurbaşkanına kimse ceza vermiyor.
Çıkıp olmayacak pislikte ve sapkınlıkta açıklama yapanlara da kimse ceza vermiyor çünkü onlarda yandaş.
Her kurumda yandaş anlayış mevcut. Barış diyenleri de soruşturma açıp, kurumdan uzaklaştırıyorlar ya da içeri alıyorlar.

Barış bildirisini okumayıp, akademisyenleri vatan haini ilan eden büyük bir çoğunluk var. 




Bırakın da denizlerin dalgaları özgür olsun.


5 Kasım 2015 Perşembe