Gece ile gündüz arasında yaşıyorum
Herkesin terk ettiği zamanda
Hurdaya çıkıyorum, bulduklarımı topluyorum
Ayrı ayrı istifliyorum
Rakı, meze fiyatına satıyorum
Hiç kimsenin bilmediği bir tarihte yaşıyorum
Köpeklerim zamanın sonsuzluğundan havlar
Eskimek gibi bir derdim yok
Yenilenmek gibi bir çabamda
Hayatı çoktan tırmaladım ve yırttım
Ömrümün çeşitli evrelerinde kendimi sınadım
Cesaretle, korkaklık arasında gidip geldim
Bazen cesaretim beni bile öldürebilirdi
O kaçıncı bendeki bendi;
Kılıcı ne kadar
keskindi!
Her korkunun içine dalar, alayına hançerini sallar!
Ve öyle korkardım ki!
Yorganımın altında bile ölü numarasına yatabilirdim
O kaçıncı bendeki bendi;
O kadar ürkek , o kadar ödlek!
Taze bir bahar ayında bütün aşklarımı topladım
Üstüne benzin döküp yaktım
Küllerini şişeme
doldurdum
Yağmurlu, matemli bir sonbahar günü
Üşümüştüm, tüm şiirlerimi sobada tutuşturdum
Küllerini şişeme doldurdum
Benden bir şey kalmamıştı geriye
Küllerimden başka
Durmamın ve geriye bakmamın bir izahı yoktu
Bir daha çocuk olamayacak kadar yaşlıydım
Veya bir daha sevemeyecek kadar, uzaktım
Artık yelkovan ve akrebin yerini değiştirsem de
En zor Matematik denklemini de çözsem
Yalanlar içinde doğruyu aramanın bir anlamı yoktu
O doğru, yalanın kendisiydi
Artık başka bir zamana taşınmıştım
Dipte kalmış enkazlardan
Hurda çıkarıyordum
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder